
Herhalde size suanda en uzak arkadasiniz benimdir. Sydney beni ilk gun oylesine buyulediki bunu yazip paylasmazsan ayip ederim diye dusundum.
Londra’da ilk aktarmami yapip dunyanin en buyuk ucagi unvanini elinde bulunduran A380-800′e bakinca ilk aklima gelen sey su oldu; Bu ucak hayatta ucmaz, ucamaz, 500 kusur insan, 2 katli, 70 kusur metre uzunlugu, max kalkis agirligi 590ton! olan cok hantal ve disardan sevimsiz bir makine. Neyseki, kalkista biraz zorlandigini hissetsemde (!) sorunsuz bir sekilde havalandi, insanogluna bir kez daha sapka cikardim. Sapkam yoktu, el cirptim. Turkluk iste. Singapore’a inerken ayni tepkiyi cekik gozlulerden bekledim ama ole bisi olmadi.
Singapore airlines ile ilgili cok birsey yazmiycam, zaten sayisiz kere en iyi havayolu sirketi secildiler, ancak yaklasik 27 saat suren yolculugum, 8 saat suren Ankara-Izmir otobus yolculuklarimdan daha rahat gectigini soylemeliyim..
Havaalanindan cikip otele donmem yaklasik 3 saatimi aldi. Avusturalya’nin gumruk kurallari cok kati. Tek tek herkesin cantasini aradilar, tam bir duzensizlik hakimdi. Otele geldigimde elektrik kesintisi oldugu icin beni bir geceligine baska bir otele yerlestirdiklerini solediler. Ilk basta inanmasamda ertesi gun kendime gelip arastirinca dogru solediklerini ogrendim.
Sabah kalkip “orijinal” otelime yerlestim ve dogruca sehir gezisi yapan otobuslere bilet aldim. Hedef turistik olan yerleri biran once halledip lokal lezzetlerin arayislarina girmek.
Sehr-i Sydney’e bakinca Dublin’le cok fazla tanidik sey goruyorum. Sokak isimleri (Kildare, sussex st), en onemli hastanesi st. Vincent (sonradan ogrendim her yerde cok populer bir isim), kahvaltilari, insanlari.. Opera binasi bekledigim kadar (her zamanki hayal kirikligi) etkileyici cikmiyor. Kendisi 14 yilda yapilmis, politik bazi sorunlar atlatmis, en sonunda 1974 yilinda Queen Elizabeth II tarafindan acilmis. Opera binasinin tam karsisinda ise Harbour bridge duruyor, uzerinde onlarca insan tepeye tirmanip, arka planda Opera binasi ile fotograf cektirme ugrasinda. Fiyati sanirim 100$ civarinda, sanirim ben ayni para ile Opera binasinda Opera dinleyecegim. Tamam yukseklik korkum var. 2 sene yamac parasutu yaptim ve hala var.
Rocks, George St, Kings Cross, Woolloomoohoo harbour gibi yerlerden gecince sehrin nasil buyuk ve hareketli oldugu anlasiliyor. Bu arada sehrin en onemli alisveris merkezlerinden biri bir fransiz tarafindan tasarlanmis. Adini simdi hatirlayamiyorum. Sehrin bircok yerinde 1800-1900lerden kalma bazi tarihi dokular birakilmis, birakilmis diyorum cunku sehre gayet homojen dagilmislar, birinin tasarladigi cok belli. Kiliseler, hukumet binalari ve hepsi Victorian donemi tasarimlari. Tarihinden bahsederlerken hep 1900lu yillardaki savaslardan bagsediyorlar. Turkiye ile yaklasik ayni zamanlarda kurulup, bu kadar duzgun ve modern gelismesi beni ister istemez yine ayni sorulara goturuyor. Bu zenginligin sirri nedir, bizde olmayan ve bunlarda olan nedir. Is yerindeki arkadaslarim bana maden zenginligi oldugunu (ozellikle uranyum) ve bu sayede gelistiklerinden bahsediyor. Turkiyedeki Bor yataklari ve varoldurulmayan isleme teknolojileri aklima geliyor. Turumuza devam edelim.
Sira unlu sorfculer diyari Bondi beach’e geliyor. Hemen otobus degistirip yaklasik 30 dakika suren yolculuga heyecanla basliyorum. Ve tabiki yine biraz hayal kirikligi, icimden hemen yahu bu sahil Turkiye’de olsa kimse yuzune bile bakmaz diyorum. Oyle cok dalga falanda yok. Commentator burayi dunyanin en iyi sahillerinden biri olarak anlatiyor. Etrafina baktigimda yarattigi kultur cok belli oluyor ama sahilin kendisinde maalesef is yok.. Yer gok surf tahtasi ile dolasan, cadir kurup sahilde kalan, alisveris yapan, “piyasa yapan” genclik. Yine de bazi noktalarin uzerinden gecmemde fayda var, sehir genel itibari ile cok “user friendly” yani kullanici dostu. Heryerde cok guzel konumlandirilmis oturma alanlari, ucretsiz cocuk havuzu(!) ve duslar.
Saate baktigimda saatin oglenden sonra 4 oldugunu gordum. Sabah 7den beri hareket halinde oldugumu dusunup otele donup biraz dinlenmeye karar verdim. Ilginc bir sekilde halen inanilmaz enerji doluyum. Sehir durmadan haydi devam, hareket et, gez, eglen haydi diyor… Bu arada otelimin bulundugu Darling Harbour Sydney’in en guzel marinasi/limani. Ufacik alanda, Akvaryum, kapali alan hayvanat bahcesi, Denizcilik muzesi, Kultur kongre merkezi, Alisveris merkezi, onlarca bar/restoran, binalarin ustunden gecen monorail trenler, sayisiz otel ve gokdelenle kapli. Otel odam ise tam bu manzaraya bakiyor. Gokdelenler sirket logolari ile kapli; IBM, PWC, Symantec, sayisiz finans firmasi..
Ilk gunun ardindan kisa olmasini planladigim genel dusuncelerim bunlar. Buraya gelmisken biraz doga bilgimi ve tecrubemi artirmak istiyorum, bunlara Kanguru, koala arkadaslar edinmek, Balina ve Kopekbaliklarina olabildigince yaklasmak, Great Barrier reefde ender turdeki deniz canlilariyla yuzmek, Goldan Coast’ta cesitli deniz sporlari yapmak var. Ha bu arada biraz da calismam lazim. Gorusmek uzere..
PS: Resimleri yerlestirmekle ilgili cok sorun yasadim. Bazi resimler icin http://picasaweb.google.com/denizpecel/SydneyBlog#
Dubline donunce uygun bi zamanda WP’ye gecmek artik farz oldu